24 Haziran 2018 seçimleri ardından Türkiye Siyaseti, Ekonomisi ve Ana Sorunlar


Kadri Kanpak

Kadri Kanpak

19 Temmuz 2018, 11:58

16 Nisan 2017 referandumunda Cumhurbaşkanlığı Hükumet (Başkanlık) Sistemine geçmiş olan Türkiye Cumhuriyeti 24 Haziran 2018 seçimlerinde yeni parlamento ve Cumhurbaşkanı seçiminde küçükte olsa oranı artırarak durumu tekraren onaylamıştır.  

Yeni yönetim sisteminin ilk seçimi olan 24 Haziran la oluşan ittifaklarda Saadet Partisinin Millet İttifakına katılımı dışında; MHP ile Ak Partinin Milliyetçi Muhafazakâr CUMHUR İttifakı, CHP ile İYİ Partinin Laik Cumhuriyetçi MİLLET İTTİFAKI ve Kürt siyasetini temsil eden HDP nin dışarıda kalmasıyla, Türkiye sosyolojisine göre bir tablo oluşturmuştur.

Bu durumda seçmenin üçlü bir grup oluşturduğunu; MHP ile AK Parti, CHP ile İYİ Parti tabanlarının çok yakın olduğu, HDP’nin baraj sorumluluğunu üstlenerek seçimlere ayrı katılmasıyla Türkiye bütünü içinde çözüm aradığını söyleyebiliriz. Aslında MHP ve İYİ Partiye gerek olmadığını bunların ittifak yaptıkları partilerle ciddi bir uzlaşmayla birleşmelerinin doğru olacağını düşündürmektedir. VEYA iktidar hayali olmayan birer siyasi güç olarak partilerini devam ettirebilirler ama birkaç seçim sonra seçmenlerde buna gerek bırakmayacak kaymalar yaşanabilir.  

HDP’İN baraj riskine rağmen seçimlere yalnız katılması diğer parti tabanlarının mecliste olmaları  için onları desteklemesi göz ardı edilmeyerek, Kürtlerin insani sosyal ve kimlik hukukuna dair sorunlarının TBMM de çözülmesi gerektiği sorumluğunu öncelikle iktidar olan Cumhur ve muhalefette kalan Millet İttifaklarının üzerine yüklemektedir.  

AYRICA ittifaklarla seçmenin tercihlerinin TBMM girmesi seçim barajının öneminin kalmadığını aksine barajsız bir sistemin devlet, partiler ve seçmenler için çok daha doğru olacağını düşündürmektedir.

-------------------------------------------

Merkez Bankasının ‘fiyat istikrarını öne çıkarıp cari denge sorumluğunu ortada bırakarak’ belirlediği para (faiz-döviz kuru) politikasının tüm ekonomik dengeleri devletin aleyhine çevirdiğini yaşamaktayız. Yani Merkez Bankası ‘yüksek faiz - düşük kur’ politikasıyla ‘ihracatı ve turizmi engelleyip’, ’ithalatı ve dışarıya seyahatleri teşvik ederek’ oluşan cari açıkla dış borç sürekli artmaktadır. Bu doğrultuda oluşan işsizliğinde GSMH yı dolayısıyla Toplam Vergi gelirlerini azaltarak ‘bütçe açığı’ doğuran sonuçlarının aksine, ekonomide dengeleri sağlayacak ‘düşük faiz-kur politikası ’na yönelmesi için öncelikle TCMB sının ana sözleşmesi irdelenerek yenilenmelidir.

YİNE her kesimin beklentileri göz önünde bulundurularak siyasi istikrar ve hukuk güvencesi sağlanarak yabancı kaynakların (borsa spekülasyonu ve sıcak para olarak değilde) direkt yatırımcı olarak gelmesi ilave teşviklerle sağlanmalıdır.

-------------------------------------------

Aynı şekilde türleri ve oranları kanunlarla belirlenen toplanması gereken vergi toplamı ile bütçeye gelir olarak toplanabilen vergi toplamları irdelenerek; vergi oranları gerçekçi düzeye indirilip cezalar artırılarak kayıt dışı ekonomiyi minimuma indirecek vergide adaleti sağlayacak kökten düzenlemeler yapılmalıdır. Yine servetten alınan vergiler düzenlenerek kazançtan ve tüketimden alınan vergiler daha da makul düzeye indirilmelidir.   

-------------------------------------------

VE özellikle kayıp çocukların akıbetine ve mevcut çocukların güvenliğine dair somut sonuçlara ulaşılacak çalışmalar yapılmalıdır. YOKSA çocuklarının kaybolmasının olağan hale geldiği kontrolsüzlük kabullenmiş olunur.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.