Anırani hazretleri


Taner Özbay

Taner Özbay

31 Aralık 2019, 12:18

Pazar günü yayınlanan bir haberi okuyunca kahkaha atmamak için kendimi zor tuttum. Önce haberi özetle aktarayım, zira belki duymayanınız vardır.

Batman’da merkeze bağlı Çayüstü köyünde bulunan, Serkevir Vadisi'nde sahabe olduğu bilinen Abuzer Gaffari'nin türbesi Ilısu Barajı projesi nedeniyle su altında kalacağından, köy sakinlerince taşınması için İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'ne başvuruda bulunuluyor. Aynı zamanda Batman kültür envanteri olan türbenin taşınması için İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ekiplerince çalışma başlatılıyor. Türbenin taşınması için başlatılan kazı çalışmaları 2 gün sürüyor fakat o da ne? Türbe diye bilinen mezardan herhangi bir şey çıkmıyor. Köylüler şaşkınlık içinde donup kalıyor.

Dile kolay neredeyse 1 asırlık geçmişi olan, etrafı kutsal kabul edilip adaklar adanan, şenlikler düzenlenen bir türbenin aslında bir türbe olmadığını kabullenmek gerçekten de zor olsa gerek.

Abuzer Gaffari'nin varlığı, manevi kimliği apayrı bir konu. Bu yazıda buna ilişkin bir değerlendirme yapmak bana düşmez. Fakat şu mezarın boş çıkması, aslında bir türbenin olmaması hadisesi bana Anırani Hazretleri Türbesi hikayesini hatırlattı. Kulaklara küpe olacak cinsten bu hikayeyi aklımda kaldığı kadarıyla size anlatmaya çalışayım.

Efendim vaktiyle bir türbe-dergah ve o dergahta kalan üç kağıtçı tipli bir mürit varmış. Hani şu Züğürt Ağa filmindeki Kekeş Salman’ı hatırlatan bir tip. Dergahın şeyhi, artık katlanılamaz hale gelen bu müridi dergahtan atmaya karar vermiş. Ona biraz yiyecek ve bir eşek verip kovmuş.

Bizim Kekeş Salman tipli mürit eşeğiyle hayli ilerlemiş fakat bir süre sonra yolculuğa dayanamayan eşek ölmüş. Eşeği gömen mürit “Ben şimdi onca yolu tek başıma nasıl gideceğim” diyerek oturup kendi haline ağlamaya başlamış. O sırada o civardan geçen bir kervan bizim müridi görmüş ve kervandakiler merak edip bizimkinin yanına gelmiş. Neler olduğunu sormuşlar. Müridin gözleri parlamış hemen. Eşeği gömdüğü yerin aslında kervanların geçtiği bir güzergahta olduğunu anlamış. Hocasıyla birlikte yolculuğa çıktıklarını, fakat aniden rahatsızlanıp vefat ettiğini, hocasının mübarek bedenini buraya defnettiğini kervandakilere ağlaya ağlaya anlatmış. 

Kervandakilerin “hocanız kimdi” sorusuna mürit çok değerli bir zat, ANIRANİ HAZRETLERİ diye cevap vermiş. Bunun üzerine kervandakiler hep birlikte el açıp dua etmişler, müride de yiyecek ve altın vermişler.

 

Bizim mürit oradan geçen her kervana aynı numarayı çekip aynı hikayeyi anlatmış. Zamanla işlek bir yer haline gelen mezarı da ziyaretçi akınına uğrayan bir türbe haline getirmiş. Hem de kovulduğu türbeden daha büyük bir türbe: Anırani Hazretleri Türbesi...

Gel zaman git zaman bu türbenin şöhreti bizim müridi kovan şeyhin kulağına kadar gitmiş. Meraklanan şeyh hemen türbeye doğru yola çıkmış. Vardığında bir de ne görsün, kovduğu müridi türbede baş köşede oturuyor. Tabi buna çok şaşırmış. Mürit de kendisini kovan şeyhi görünce onu ayakta karşılamış. Şeyh müridin kulağına eğilip sormuş: “Seni kovduğumda azıcık bir yiyecek ve yaşlı bir eşek verdim.Bu saltanatı nasıl elde ettin?” Bizim mürit de yaşadıklarını baştan sona anlatmış. Konuşması bitince şeyh müridin kulağına eğilerek “hiç sesin etme, ben de yatan da babasıdır” demiş.

İnsanların manevi duygularını istismar edip bunun üzerinden rant devşirmeye kalkanlara karşı dikkatli olalım. Herkese iyi bir yıl diliyorum...

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.