Bize sitem edeceğinize Kocali’deki gazeteye tekzip gönderseydiniz!


Taner Özbay

Taner Özbay

16 Kasım 2017, 11:48

DİSKİ Genel Müdürü Ahmet Karadağ, 3 Kasım tarihinde yazdığım “Büyükşehir Belediyesindeki “İrlandalılar” başlıklı makalem sonrası dün yazılı basın açıklaması yaptı. Aslında basın açıklaması direkt olarak bana ve haber21.com’a hitap etmiyordu. Yerel basından bir meslektaşımız kendi perspektifinden malum hadiseyi köşesine taşımış, bir başka yerel gazetedeki arkadaşım da makalemi olduğu gibi yayınlama nezaketini göstermişti. Dolaysıyla, her ne kadar bana özel bir açıklama yayınlanmamış olsa da, bu açıklamaya karşı birşeyler söylemek kaçınılmaz oldu.

Yazının hemen başında şunu özellikle belirtmek isterim ki, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinde görev yapmak üzere Kocaeli Büyükşehir Belediyesinden gelen şahısların hiçbiri ile tanışmıyorum, karşılaştığımı da sanmıyorum. Sadece şuan Gençlik Spor Hizmetleri Daire Başkanı olan Mehmet Kesen ile basına baktığı dönemde bir kez telefon ile görüşmüştüm.

Öte yandan söz konusu makaleyi yazarken Büyükşehir Belediyesinden tek satır bilgi almadım, almamayı da özellikle tercih ettim. Bunun yerine belediyeyi çok iyi bilen, kişiliğine itimat ettiğim ve belediyede görev yapmayan birilerine danışarak bir kaç hususta detay bilgi aldım. Geriye kalan kısmını ise zaten basın camiasında olmam, gündemi takip etmem hasebiyle fazlasıyla biliyordum.   

Bu arada DİSKİ’nin her türlü icraatını ve duyurusunu kendi web sitesinden yayınlayan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin, Ahmet Karadağ’ın DİSKİ’nin web sitesinde yayınlanan dünkü basın açıkamasını belediyenin sitesinden yayınlanmaması da bir başka manidar mesele!

DİSKİ Genel Müdürü Ahmet Karadağ’ın, 3 Kasım’da kent gündeminde yer alan ve büyük bir  tepkiye neden olan konuyla ilgili tam 12 gün sonra açıklama yapmasını pek bir manidar buldum. Açıklamasında bunun nedenini “Bugüne kadar sessiz kalmamın tek nedenimin; devletimizin hassasiyetlerini gözetmek ve kurumlar arası işleyişe herhangi bir zeval vermek istemememden kaynaklandığının bilinmesini isterim.”  şeklinde ifade ettiyse de, açıkçası bu gerekçeden tatmin olmadım. Konuya fazlasıyla vakıf Diyarbakır kamuoyunun da tatmin olmadığını buradan kendisine iletmiş olayım.

Aslında 3 Kasım’daki makalemden sonra “acaba bizdeki tepkiler sonrası bir izahat, düzeltme yaparlar mı?” diye merak edip Büyük Kocaeli gazetesini sık sık kontrol ettim ama ne gezer! Onların yapmadığı izahı dün itibarıyla DİSKİ Genel Müdürü yapmış oldu.

Karadağ, açıklamasında, Büyük Kocaeli Gazetesinde çıkan iki makale sonrası, organize etmediği programlar, söylemediği sözler nedeniyle eleştirilidiğini belirtiyor ve bunu üzüntüyle karşıladığını ifade ediyordu.

Yazıyı kaleme alan Yüksel Ercan’la şahsi herhangi bir münasebetinin bulunmadığını, kendisinin misafiri olmadığını, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu ve beraberindeki geniş bir heyetle birlikte Diyarbakır Valisi Hasan Basri Güzel’e “Hayırlı olsun” ziyaretinde bulunduklarını,  kendisinin de ev sahibi heyetin bir üyesi olarak misafir heyetle bazı programlara katıldığını aktaran Karadağ, ziyaret sonrası kaleme alınan yazıların kendisi ve kurumuyla ilgisinin olmadığını, yazılarda kendisinin ifade ettiği iddia edilen cümlelerden son derece rahatsız olduğunu, söz konusu yazıların maksadını aşan bilgiler içerdiğini ifade ediyordu.

Ahmet Karadağ’a hemen şunu sormak istiyorum: O bilgileri siz verdiniz şeklinde bir ifade kurmadım fakat Kocaeli’deki gazetede yayınlanan makale ağırlıklı olarak sizi işaret etmişken, sizi töhmet altında bırakmışken neden bir girişimde bulunmadınız? Şahsınız üzerinden Diyarbakır’a yapılan bir saygısızlık olarak gördüğünüzü ifade ettiğiniz bu yazılara karşı neden gereğini yapmadınız? Bakın sizin yaptığınız açıklamanın tamamını üstelik sıcağı sıcağına yayınladık. Şifahi olarak bildirseydiniz ona da aynı şekilde yer verecektik. Peki, aynı şeyi neden Kocaeli’deki gazete için yapmadınız? Tekzip ya da özür mahiyetinde bir yazı, haber yapılmasını sağlamadınız? Siz mi böyle bir girişimde, talepte bulunmadınız yoksa siz talep ettiniz de o gazete mi buna olanak sağlamadı?   

Bu soruların karşılığı olacak cevapları bilmiyoruz. Açıklamanızda bu konuya değinmemiş olmanız, böyle bir girişiminizin olmadığı sonucunu doğuruyor!

Açıklamasında, söz konusu yazı üzerinden şahsını hedef alan haberler ve yazıların yayınlanmış olmasının kendisini üzdüğünü ifade eden Karadağ, “haberleri kaleme alan gazeteci arkadaşlarımın tarafımı arayarak haberde eşitlik ilkesini gözetmelerini beklerdim. Ne yazık ki, Kocaeli’den sorumsuzca yazılan bir yazıya Diyarbakır’dan öfkeyle karşılık verilmiş, ancak yazılanlarla herhangi bir ilgisi olmayan şahsım ve kurumum sorunların merkezine yerleştirilmiştir” diyordu.

Buyrun burdan yakın..! Sizi o malum iddiaların merkezine biz mi yerleştirdik? İftira mı ettik? Sizin ifadenizle “öfkeyle karşılık verilen” yazımıza yazılı açıklama ile cevap vermişken, Kocaeli’den yine sizin ifadenizle “sorumsuzca” yazılmış yazı için ne yaptınız çok merak ediyorum?

Bize sitem edeceğinize öncelikle Kocaeli’deki gazetede bir tekzip, bir özür ya da adına her ne derseniz deyin, işin aslının öyle olmadığına dair bir yazı yazılmasını sağlayın! Biz sadece sizin tabirinizle “sorumsuzca” yazılan, kentimize haksız ithamlarda bulunan bir makaleyi gündeme taşıdık. Konuyu gündeme almadan önce sizi arayıp ne diyecektik? Herşeyin ayan beyan ortada olduğu, kaynağının apaçık belli olduğu durumlarda hiç bir gazeteci habere konu kişiyi ya da kurumu arama gereği duymaz. Fakat muhatabın cevap hakkını saklı tutar. Tıpkı sizin açıklamanıza bire bir yer verdiğimiz gibi...

Habercilik ilkelerini bizden ziyade bu olumsuz ortamın oluşmasına sebebiyet veren, “sayın” diye hitap ettiğiniz Kocaeli’deki gazeteciye hatırlatmanız çok daha uygun olacaktı ama görünen o ki böyle bir girişiminiz olmamış!

Makalemi tam da yayına atacaktım ki, sizin yapmadığınız girişimi Cumali Atilla’nın yapmış olduğunu Tigris gazetesinin o gazeteci ile yaptığı röportajda son anda gördüm. Israrla yazdıklarının doğru olduğunu savunan Yüksel Ercan, “yazdığım yazı sonrası Büyükşehir Belediyesi Başkanı Cumali Atilla bizim Kocaeli belediyesinden sanırım birilerini aramış. Sonra buradaki büyükşehir belediyesinin danışmanı aradı. ‘Bir yazı yaz ve özür dile’ dediler. Bu söylem üzerine oradan küfürler ederek ayrıldım. Bir gazeteciye bunu talep etmek ahlaksızlıktır ve terbiyesizliktir. Şimdi yalan yanlış bir şey varsa bunu düzeltmek için elimden geleni yaparım. Ama yazdıklarınız şeyler doğruysa ben kimden niye özür diliyeyim?  Diyordu.

Bu yazının konusu o malum gazeteci olmadığı için bu beyan hakkında şimdilik bir yorum yapmayacağım. Lakin bir sonraki yazım kesinlikle bu konuya dayalı olacak...

“Büyükşehir Belediyesindeki “İrlandalılar” başlıklı makalem hem İRLANDALILAR benzetmesiyle hem de içeriğiyle fevkalade ilgi çekti, öfke patlamasına neden oldu. Bu kente yapılan haksızlık karşısında suskun kalmam söz konusu olamazdı.  

Diyarbakır insanı misafirperverdir, görev icabı memleketine gelmiş devlet görevlilerini başının üstünde taşıyacak kadar kadirşinastır. “İlk geldiğim günden beri Diyarbakır ve Diyarbakır halkı beni bağrına bastı. Bu dostane sarılmadan, kucaklaşmadan ötürü tüm Diyarbakır halkına en kalbi duygularımla teşekkür etmek isterim” şeklindeki ifadeniz Diyarbakır’ı çok güzel bir şekilde özetlemektedir. Zaten bizi en çok üzen de misafir ettiğimiz, baş tacı ettiğimiz insanların arkasını dönünce bu mübarek kente çamur atmasıdır. Umarım bu haksızlığı yapan Kocaeli’deki “sayın” gazeteci de o iddiaların sizinle ilgisi olmadığını yazar, pişkin duruşundan vazgeçip Diyarbakır’a dair iftira dolu yazısı nedeniyle özür diler, böylelikle dünkü o zarif açıklamanız daha da anlamlı bir hal alır...

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.