“Birbirimize muhalefet edecek zaman değil”

​​​​​​​HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, İHD Genel Kurulu'nda konuştu: Tüm muhalefet güçlerinin bu iktidara karşı yan yana gelme zamanıdır. Şimdi bu büyük buluşmayı gerçekleştirme zamanıdır.

“Birbirimize muhalefet edecek zaman değil”
03 Kasım 2018 Cumartesi 20:12

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, Ankara’da düzenlenen İnsan Hakları Derneği Genel Kurulu’na katıldı. ‘İfade özgürlüğünün tümden ortadan kaldırıldığını’ söyleyen Temelli, “Artık birbirimize karşı muhalefet edecek zaman değildir. Tüm muhalefet güçlerinin bu iktidara karşı yan yana gelme zamanıdır. Şimdi bu büyük buluşmayı gerçekleştirme zamanıdır” dedi.

Sezai Temelli açıklamalarından satır başları şöyle:

İHD 32 YILDIR YOL GÖSTERİCİ: İnsan Hakları Derneği’nin özgürlük ve demokrasi mücadelesinin bu kararlı yürüyüşü, bu genel kurulda da bize güç katacak, bize öncülük edecek. Geride bıraktığımız 32 yıla baktığımızda, İHD büyük bir umut, büyük bir yol göstericiydi. Öyle de kalacak. Bu süreçte onlarca arkadaşımızı yitirdik. Vedat Aydın, Tahir Elçi, Mehmet Sincar ve daha onlarcasını yitirdik. Onlarca arkadaşımız çok ağır bedeller ödedi. Ciddi insan hakları ihlalleri ile karşılaştılar. Onların önünde saygı ile eğiliyorum.

DEMOKRATİKLEŞME TARTIŞILAMIYOR: 12 Eylül rejimi her iktidarla birlikte kendisini yeniden var etti. 12 Eylül açık faşizmine karşı mücadele ederken, 12 Eylül rejiminden kurtulmaya çalışırken bu rejimin nasıl kendisini yeniden ürettiğine tanıklık ettik. Ta ki AKP’ye kadar. 15 Temmuz darbe kalkışması “Allah’ın lütfu” olarak görüldü ve 20 Temmuz darbesiyle bu örtü kalktı ve faşizmin gerçek yüzüyle karşılaştık. 12 Eylül rejimi devam ediyor. AKP, otoriter rejimini inşa ederken insan hak ihlallerinde dünyada liderliği kimseye terk etmiyor. Bu otoriter rejim hak ihlalleriyle kendisini var ediyor. Demokratikleşme meselelerini tartışamaz hale geldik. En temel insan hakları üzerinden bir mücadele sürdürüyoruz. Demokrasi esas itibariyle ifade özgürlüğünün kurumsallaşmasıdır. Bugün ifade özgürlüğü tümden ortadan kaldırıldı. Öyle ironik sahnelerle karşı karşıyayız ki; bugün en fazla dava konusu yapılan mesele Cumhurbaşkanına hakaret etme meselesidir. Cumhurbaşkanın ceketini beğenmemek bile dava konusu olabilir. Bundan dolayı bile gözaltına alınabilirsiniz. Buna karşı mücadele ettiğinizde bu ceberut iktidarın şiddetiyle karşılaşıyoruz.

GALATASARAY MEYDANI HAFIZADIR: Bu şiddete, bu zulme karşı sinecek miyiz, başımızı öne mi eğeceğiz? Hayır. Biraz önce olduğu gibi, Barış Anneleri’nin, Cumartesi Anneleri’nin yaptığı gibi buna karşı mücadele edeceğiz. Galatasaray Meydanı bir hakikat, yüzleşme ve canlı hafıza meydanıdır. Ne o meydandan ne de bu mücadeleden vazgeçeceğiz.

YAN YANA GELME ZAMANI: Bugün yaşanan açık faşizmdir. 24 Haziran’da hayali kurulan açık faşizmin, açık anayasal diktatörlüğe dönüşmesiydi. Buna hep birlikte engel olduk. Bu süreçte yan yana gelmek, asgari müşterekleri yitirecek noktaya geldiğimiz bu durumda buluşmak bir zarurettir. Artık birbirimize karşı muhalefet edecek zaman değildir. Tüm muhalefet güçlerinin bu iktidara karşı yan yana gelme zamanıdır. Şimdi bu büyük buluşmayı gerçekleştirme zamanıdır. İşte İHD, 32 yıllık mücadelesi ile bize bunu öğretiyor. Bir yerde insan hakkı ihlali varsa bu ihlale karşı yan yana gelmezsek eğer bu, hepimizin hakkının gaspıdır. Yan yana gelmezsek bu zulüm herkesin kapısını çaldığı gibi gelip sizin kapınızı da çalar.

REHİNE HUKUKU UYGULANIYOR: 4 Kasım, yarın. 4 Kasım darbesi, siyasete yönelik en büyük darbeydi. 4 Kasım günü Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, İdris Baluken, milletvekillerimiz gözaltına alındığında aslında siyasete çok büyük bir darbe vuruldu. Öncesinde parlamenterlerin eliyle bir Anayasa suçu işlendi; kürsü dokunulmazlığı, Anayasa’ya rağmen toptancı bir anlayışla ortadan kaldırıldı ve arkadaşlarımız cezaevine konuldu. Bugün karşı karşıya olduğumuz bir hukuk ihlalinin ötesinde tıpkı arkadaşlarımıza uygulanan muamelede olduğu gibi intikamcı bir anlayış, bir rehine hukukudur. Arkadaşlarımız iki yıldır ne ile suçlandıkları bile belli olmadan rehin tutuluyor Sadece vekil arkadaşlarımız mı? Tam 96 belediyemize kayyum atandı, yüzlerce belediye eşbaşkanımız ve belediye meclis üyemiz tutsak. Demokratik siyaset içinde olan 6 binden fazla parti üyemiz, yoldaşımız cezaevindedir. Ama onların dik duruşları, mücadele azim ve kararlılıkları bize güç katıyor ve bu güçle insan hakları, özgürlük ve demokrasi mücadelemizi sürdürüyoruz.

KÜRT MESELESİ KÜRESELDİR: Bu arkadaşlarımızın tutuklanma nedenlerinin başında sosyal medya paylaşımları geliyor. İfade özgürlüğünün nasıl gasp edildiğini bu davalardan görmemiz lazım. Otoriter rejim, anayasal diktatörlüğe ulaşmak adına bütün özgürlük alanlarını ortadan kaldırıyor. Bunu yaparken en önemli fay hattını sürekli canlı tutuyor. Savaş ve şiddet ortamında bütün bu hak gasplarını meşru kılmaya çalışıyor. Bu meselenin adı Kürt meselesidir. Kürt meselesi bugün Türkiye’deki bütün meselelerin ortak temelidir. Bugün Türkiye’de kadına yönelik şiddet, emekçi haklarının gaspı, demokrasi meselesi mi var? Evet, hepsi var. Bütün bu saldırıları yaparken herkesin önüne Kürt savaşını, Kürt düşmanlığını dayatarak yol alan bir iktidar var. O yüzden bütün meselelerimiz ortaktır, çözümü de ortaktır. O yüzden yan yana gelmeliyiz. Kürt meselesinin çözümü demokrasi meselesinin çözümüdür. Kürt meselesi artık bu ülkenin de sorunu da değildir küresel bir meseledir. Orta Doğu’daki sorunların çözümü Kürt meselesinin çözümünden geçer. Halkların özgür iradesinden geçer. O yüzden bu sorunların merkezinde Kürtleri görmek tesadüfi değildir. Çünkü Kürt halkının özgürlük, demokrasi mücadelesi Orta Doğu’daki tüm sorunların çözümü için, küresel sorunların çözümü için belirleyicidir. O yüzden bugün barışa tecrit uygulanmaktadır. O yüzden bu ağırlaştırılmış tecrit ile çözümsüzlük dayatılmaktadır.

AVRUPA KENDİ KABUĞUNA ÇEKİLİYOR: Bu iktidar Kürt referandumuna karşı çıkarken, Afrin’e saldırırken, bugün Fırat’ın doğusundan bahsederken ve HDP’ye saldırırken yegane amacı çözümsüzlükten beslenmektir. Bununla mücadele etmek istiyorsak kendi alanlarımıza çekilerek değil, topyekün bir arada mücadele etmeliyiz, cesaretli olmalıyız. Bunu başaracağız. Resmi ideolojinin ırkçılık anlayışının peşine takılanlara inat bunu başaracağız. Bu İttihatçı ve tekçi zihniyete karşı hangi kökenden olursa kadim halkların yan yana duruşu, demokratik siyaset iradesi yol göstericidir. Avrupa dostlarımız bunu çok iyi anlamak zorundadır. Mülteci sorunu pazarlıklara indirgenecek bir sorun değildir. Sadece iktisadi ilişkilerle Avrupa – Türkiye ilişkileri düzenlenemez. Öncelik insan haklarında, hukuk devletinde, kuvvetler ayrılığında olmalıdır. Avrupa kendi kabuğuna çekilerek, kısa süreli çıkarları uğruna mülteci haklarını ihlal etmektedir. Suriye halklarının olmadığı bir masaya oturmak halklarla alay etmektir, fıkra anlatmaktır. Suriye halklarının olmadığı bir masada çözüm aranamaz. Suriye halkları Suriye’nin geleceğine karar verecek. Tıpkı Türkiye halklarının Türkiye’nin geleceğine karar vereceği gibi. OHAL düzenini yıkmak için bu mücadeleyi vereceğiz.

BAKANLIKTAN GAYRI HER ŞEYİ YAPIYOR: O denli hak ihlali örneği var ki gelmeden bir liste hazırlayıp değineyim dedim inanın burada saysam günler sürer. Ama birkaç olaya değinmek istiyorum. Her şeyden önce bugün TBMM’deki İnsan Hakları Komisyonu hak ihlallerini örtbas etmek için çalışıyor. Bu komisyon bir dilekçe komisyonuna dönüşmüş. Bakın Muhammed ve Furkan isimlerini hiç unutmayalım. Muhammed ve Furkan polis panzeri altında ezilerek can verdi, ezen polis ilk duruşmada tahliye edildi. Sevgili Aysel Tuğluk’un annesinin defin hakkı elinden alındı. Milyonlarca Alevi’nin defin hakkının elinden alınması gibi. Ve o hakkı Hatun Tuğluk’un elinden alanlar İçişleri Bakanı ile fotoğraf çektirdi. Tıpkı Hrant Dink’in katilleriyle fotoğraf çektirilmesi gibi. İşte bizim bu hafızamız hep taze, canlı. Bu canlılıktır mücadelemizi kararlı kılan. O yüzden Cumartesi Anneleri inatla meydanlarına sahip çıkıyor. İçişleri Bakanı, bakanlıktan gayrı her şeyi yapıyor. Bakın, Şenyaşar ailesinden 3 arkadaşımız 17 kişi tarafından valinin, emniyet güçlerinin, kameraların gözü önünde katledildi. Bir tane gözaltı yok. Şenyaşar ailesi bunun hesabını soracak. Çünkü o acı dinmeyecek. Geçen gün Roboski’ye gittik, 34 insanın yitirdiği Roboski’de annelerle bir araya geldik. Her hafta bir araya geliyoruz. Asla unutmamak, asla hesap sormaktan vazgeçmemek adına.

SEÇİM YAKLAŞIYOR SALDIRILAR BAŞLADI: Şimdi yine seçim yaklaşıyor. Her seçimde olduğu gibi kendi siyasi ikbali uğruna insanları düşmanlaştırmak için her türlü yöntemi deneyen bir iktidar var karşımızda. Yine saldırılara başladılar. Her türlü hak ihlalini meşru görerek saldırıyorlar. Kürt sorununu çözümsüzlük girdabına hapsederek siyasi iktidarlarını uzatmaya çalışıyorlar. Tabii ki seçimler bizim için önemli uğraklar ama önemli olan , aslolan demokrasi mücadelemiz. Tıpkı İnsan Hakları Derneği gibi biz de bu mücadelemizi sürdüreceğiz.


Kaynak: Gazeteduvar
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.