Diyarbakır yemekleri kayıt altına alınıp arşivleniyor 

Tarihi Cemilpaşa Konağı’nda bulunan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kent Müzesinde, Diyarbakır’la özdeşlemiş yemekleri tanıtmak amacıyla yerel basına yemek daveti verildi. Davette konuşan Büyükşehir Belediyesi Müze Şube Müdürü Ercan Alpay, “Yemeklerimizi kayıt altına alıp arşivlemek istedik. Yoksa birkaç yıla kadar bu yemekler tamamen unutulacak” dedi.

Diyarbakır yemekleri kayıt altına alınıp arşivleniyor 
25 Eylül 2018 Salı 10:25

Tarihi Cemilpaşa Konağı’nda bulunan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kent Müzesinde, Diyarbakır’la özdeşlemiş yemekleri tanıtmak amacıyla yerel basına yemek daveti verildi. Davette konuşan Büyükşehir Belediyesi Müze Şube Müdürü Ercan Alpay, “Yemeklerimizi kayıt altına alıp arşivlemek istedik. Yoksa birkaç yıla kadar bu yemekler tamamen unutulacak” dedi.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Müze Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen “Bitmeyen lezettler yemek projesi” kapsamında, unutulmaya yüz tutan geleneksel Diyarbakır yemeklerinin nasıl yapıldığı kayıt altında alınarak gelecek kuşaklara aktarılıyor.

Projenin tanıtımı amacıyla Diyarbakır yerel basın camiasını Cemilpaşa konağında ağırlayan, ayvalı kavurma ile orijinalindeki gibi bademle yapılmış Sütlü Nuriye ikram eden Büyükşehir Belediyesi Müze şube müdürü Ercan Alpay, “bu çalışmayı yaparken yemeği biraz fazla yapalım,  kentimizdeki sivil toplum örgütlerini, kamu kurumlarını, özellikle de kentin tanıtımıyla ilgilenen kesimleri yemeğe çağıralım, hem tanıtım yapalım, hem güzel vakit geçirelim, ne yapmaya çalıştığımızı insanlarla paylaşalım istedik” şeklinde konuştu.

Alpay, müzede amacın sadece Diyarbakır’ın eski eserlerini korumak olmadığını belirterek, “Biz eserleri korumanın yanı sıra Diyarbakır kültürüne ait bir Dengbej’in ses kaydını da almak zorundayız, yemeğin nasıl yapıldığının da, geleneksel bir oyuncağın nasıl yapıldığını da yansıtmak zorundayız. Kent müzemiz duvarların ötesinde önemli değerleri içinde barındırıyor. Burda çok önemli kaval, cübbe, diploma gibi eserler bulunuyor. Her birinin birer hikayesi var” dedi.

Kültürü yansıtmak için farklı projelerinin olduğunu vurgulayan Alpay, “Bir projemiz, ‘Kendi Oyuncağımı Kendim Yapıyorum Projesi.’ Evde benim kızım cep telefonuyla, bilgisayarla oynuyor, televizyon izliyor. Arkadaşlarıyla ilişkileri zayıflamış. Biz antisosyal çocuklar yetiştirmeye başladık. Böyle olunca da çocuklar arkadaşlarıyla beraber oyun oynamayı öğrensinler istedik ve biz geleneksel oyuncak atölyesi açtık. Her ay 15 tane çocuk eğitiyoruz. Şimdiye kadar 90 çocuk eğitimimizden geçti” şeklinde konuştu. Özellikle Sur İlçesi çocuklarını seçtiklerini söyleyen Alpay, “O çocukların siteleri yok, oyun alanları yok. Biz o çocuklarla birlikte uçurtma yapıyoruz, tel araba gibi oyuncaklar yapıyoruz” diye konuştu.

Bitmeyen Lezzetler Projesi

Projelerinden birinin de ‘Bitmeyen Lezzetler Projesi’ olduğunu söyleyen Alpay, “Evlerimizde artık geleneksel zor yemekler pişmiyor, kadınlar işin kolayına kaçıyor. Benim annem bir yemeğe iki gününü verirdi, biz 10 dakikada yer bitirirdik. Kadınlar bu yemekleri artık yapmadığı için geleneksel yemeklerimizin unutulacağını düşündük. Örneğin ayvalı kavurma bir zamanlar Diyarbakır’da çok yapılan geleneksel bir yemekti, ama şimdi çoğumuz ilk kez yedik. Artık evlerde pişmiyor, eskiden annelerimiz pişirirdi. Yemeklerimizi kayıt altına alıp arşivlemek istedik. Yoksa birkaç yıla kadar bu yemekler tamamen unutulacak” dedi.

Seyyahların izinde…

Seyyahların İzinde isimli bir fotoğraf sergimiz olacak diyen Alpay, şunları söyledi: “Bundan 100 yıl önce Diyarbakır’dan Seyyahlar geçmiş. O zamanlar Diyarbakır’ın fotoğraflarını çekmişler. Şimdi biz de o Seyyahların durduğu yerlerde eski fotoğrafçıların kadrajlarıyla aynı noktada Diyarbakır’ın fotoğrafını tekrar çekeceğiz. Şehrin 100 yıl öncesiyle şimdiki halinin karşılaştırılmasını sergileyeceğiz. Diyarbakır’ın geçmişini, hikayesini bu projeyle insanlara sunmak istiyoruz. Çekimlere başladık ve aynı kareleri yakalamakta gerçekten zorlandık. Eskiden fotoğrafçının çekim yaparken durduğu konum boşken şimdi orda evler var, aynı kadrajı yakalamak zor, aynı nokta bile olsa yükseklik farkı oluyor. Sergiyi gezenler Diyarbakır’ın yıllar içinde nasıl değiştiğini, çirkinleştiğini görecekler. Tabii her yer çirkinleşmemiş, bazı güzellikler gerçekten korunmuş. Örneğin Ulu Camii’nin eski bir görüntüsü var. Ulu Camii o zamanlar perişan durumda iken şimdi restorasyonlarla var olan güzelliği ortaya çıkarılmış.”

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.