Mardinkapı mezarlığındaki namazgah yıkıldı! 

Mardin Kapı Kabristanındaki tarihi Namazgah’ın ‘madde bağımlıları kullanıyor’ gerekçesiyle yıktırıldığı öne sürüldü. Özgür haber gazetesinde yer alan habere göre, iki yüz yıllık tarihi bir eser olan namazgâhın korunamaması kentte büyük bir üzüntüye sebep oldu.

Mardinkapı mezarlığındaki namazgah yıkıldı! 
05 Şubat 2018 Pazartesi 12:04

Hicri 1276, Miladi 1859-60’da Sait Paşa tarafından Diyarbakır halkının ‘Bayram namazlarını, sühuf ve küsuf (ay ve güneş tutulması) namazlarını kılması ve gerektiğinde burada yağmur duasına çıkması için bazalt taşı kullanılarak üstü açık bir mescit’ şeklinde sanatkarane bir tarzda inşa edilen, mihrabı, minberi ve cemaat yeri bulunan, etrafı yine bazalt taşla bir metre yüksekliğinde duvarla çevrilen mülkiyeti Büyükşehir Belediyesine ait olan “Tarihi Namazgah” son zamanlarda duvarları yükseltilerek üstü kapatılmış, ancak kabristanda namaz kılınmasının dinimizce uygun görülmediği gerekçesiyle ne yapılış amacı doğrultusunda, ne de mescit olarak kullanılmamış, kapısına asma kilit vurularak öylece bırakılmıştı.

“EMNİYETİN İSTEĞİ ÜZERİNE YIKTIRILDI”

Mülkiyet sahibi olan Büyükşehir Belediyesinden bir yetkilinin öne sürdüğü bu iddiaya göre; İki yüz yıllık bir mazisi olan bu tarihi eserin yıktırılmasını uyuşturucuyla mücadele kapsamında çalışma yürüten Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nün ‘Madde bağımlıları kullanıyor’ diye ‘Yıktırılsın’ isteği üzerine gerçekleştiği belirtildi.

ESER “MEDENİYETLER MİRASI DİYARBAKIR MİMARİSİ” ADLI KİTAPTA YER ALIYOR

Özgür Haber Gazetesi’nin yaptığı araştırmada; bu eser hakkında Diyarbakır Valiliği ve Dicle Üniversitesi’nce müştereken yayınlanan “Medeniyetler Mirası Diyarbakır Mimarisi” adlı kitabın 307. Sayfasındaki bilgi ve fotoğraflarda bu eserin bazı zamanlarda restore edildiği de anlaşılıyor.

BU ESER İKİ ASIR ÖNCE NİÇİN YAPILDI?

Söz konusu kitaptaki tarihi fotoğraflarda da görüldüğü üzere, şehrin her dört kapısının dış kısımları “kabristan” olarak kullanılmış, yıktırılan tarihi namazgâhın bulunduğu yer ise “Şeyh Muhammed düzlüğü” olarak adlandırılmış halk burada bayram namazlarını, ay ve güneş tutulması namazlarıyla yağmur duasını yapmak üzere bu mahalleye geldiklerinden Diyarbakırlı Süleyman Nazif’in babası Sait paşa buraya bu tarihi namazgâhı yaptırmıştı. Yaklaşık 30-35 yıl öncesine kadar da yapılış amacına uygun olarak kullanılmakta olan tarihi eserin yıktırılması üzüntüyle karşılandı.

KENT HALKI ÜZGÜN

“Koruma” altına alınması gerekirken şehrin simgelerinden biri olan tarihi “namazgahın” ‘Madde bağımlıları kullanıyor’ diye yıktırılmış olması kentte büyük üzüntüye sebep oldu. Konu ile ilgili olarak vatandaşlar, “Bu tarihi bir eserdir, korunması gerekirdi, üzgünüz, yapıldığı yıllarda bayram namazlarının bile kılındığı bu eser asırlardan beri Diyarbakır’da özellikle yağmur duasına çıkılırken hizmet vermiştir, bu şehrin surlarına, diğer tarihi yapılarına gösterilen özen bu eserden nedense esirgenmiştir” diyerek üzüntülerini dile getirdi.

“ANITLAR KURULU NE İŞ YAPAR?”

Kent yazarlarından Mevlüt Mergen ise konuyu köşe yazısına taşıdı. Tarih ile ilgili hassasiyetiyle bilinen yazar Mergen “Anıtlar Kurulu ne iş yapar?” başlıklı makalesinde anıtlar kurulunu, söz konusu namazgah ve birçok tarihi yapıya değer verilmemesini şu sözleriyle eleştirdi;

“Böyle bir kurul varlığını bize yıllar önce hissettirdi, şöyle ki, Diyarbekir’in fethinde bulunmuş, bu şehrin sahabeden ilk Valisi olmuş, daha sonra bu şehirde vefat ettiğinde defin edildiği yerde, Hasan Paşa Hanının tam karşısına defin edilmiş, yanına bir cami ve imaret inşa edilmiş 1907 yılında ise camiye bir minare eklenmiş ve bu yapılar 1926 yılında yol genişletme bahanesiyle o günün belediyesi tarafından yıktırılmış, mezarı açıldığında o zatın bozulmayan naaşı “Rıdvan Ağa” kabristanında üzerinde tanıtıcı bir kitabe veya türbe konulmadan defin edilmiştir, şu anda ne o kabristan bilinir, ne de Sultan Sa’saa hazretlerinin mezarının yeri. Eski Sur Belediyesinin hemen bitişiğinde ve Hasan paşa hanının tam karşısındaki bu yer yıllarca “park” olarak kullanılmış, daha sonra maalesef içinde “iç çamaşırlarının” satıldığı bir ticarethaneye dönüştürüldüğü için bu duruma bir son vermek amacıyla o zatın ismini yaşatmak üzere aynı yere yeniden bir mescit ve türbe yapılsın için medya olarak isteklerde bulunduğumuzda karşımıza “anıtlar yüksek kurulu” çıktı ve o yerin bir “kilise” kalıntısı olduğunu iddia edenlerin sözünü dikkate aldı. Dikkate alınan o söz sebebiyledir ki oraya “ben yaptım oldu” kabilinden bir mescit yapıldı ve bir köşesine bir “sembolik bir sanduka” konuldu ki bizim isteğimiz böyle değildi, bugün o mescit sanki bilinmezlik görüntüsü içindedir, işin ilginç yanı ise, adını andığımız kurul kilise kalıntısı olduğu iddia edilen eski yapıyı koruma altına aldığı için o yapıya dokunulmamış sadece yeni yapılan mescidin zemini camla kaplatılarak aşağıya bir merdivenle inişi sağlanmıştır ki sözüm ona araştırmacılar çalışsınlar diye, o günden bugün bir Allah’ın “araştırmacı” kulu orada bir araştırma çalışması yapmamıştır.

“SİZ O TAŞLARI GİDİP YERİNDE GÖRDÜNÜZ MÜ?”

Bütün bu bilgileri şunun için dile getirdik, eğer adını andığımız kurul ve haberini gazetemizde okuduğunuz 1859-60’da Diyarbekirli “Sait Paşa” tarafından yaptırılan tarihi namazgah için de aynı hassasiyeti gösterip “envanterine” almış olsa idi bizden önce o feryat ederdi.

Anıtlar yüksek kurulunu biz sadece “kurul” olarak biliriz de kim veya kimler burada iş görür, envanterlerinde hangi tarihi eserler vardır bilmeyiz, şunu da bilmek isteriz ki, Hazret-i Peygamberin (s.a.v.) amcasının oğlu ve Hz. Ali’nin (k.v.) kardeşi “Ukayl b. Ebi Talib (r.a.)” hazretlerinin Diyarbakır’ın Çarıklı köyündeki türbesi bu kurulun envanterinde midir?

Adını andığıız kurula bir hatırlatma yapmak isteriz; yıllar önce yine Mardin kapı kabristanına gitmiş, orada mezarı ve çilehanesi bulun Muhammed Gülşeni hazretlerini ziyaret ederken ihata duvarında bazı figürler bulunan tarihi taşların yerleştirildiğini görmüş, bunları fotoğraflayıp “Peygamberler ve Sahabeler Şehri Sevdam Diyarbekir” kitabımıza almış o günlerde adını hatırlayamadığımız bir Vali yardımcısına göstermiştik ki o zat bize “anıtlar kuruluna bildirildi ilgilenecekler” demişti. Şimdi sormamız gerekir o kurula, sahi siz o taşları gidip yerinde gördünüz mü, oraya yeni bir ihata duvarı yaptırarak o taşları oradan çıkartıp esas yerini bilmeseniz de Diyarbekir müzesine bıraktınız mı? Bütün bunları yazmakla biz bu şehre olan sevdamız ve saygımızı gösteriyor, basın olarak görevimizi yapmış olmanın gönül huzurunu yaşıyoruz, ancak bu huzuru gölgeleyen ise “ilgili” gördüklerimizin ilgisizliğidir!..

“ANCAK KURUL CEVAP VEREBİLİR”

Konu başlığına aldığımız “anıtlar kurulu ne iş yapar” sorusuna ve sorduğumuz diğer sorulara ancak bu kurul cevap verebilir, o cevap bize ulaştığında ise bizde okurlarımızla paylaşırız, sözlerimiz “suçlayıcı” özellik taşımıyor, böyle algılanmasını da istemeyiz, tekraren söylemekte yarar var; bizim bu şehre olan sevdamızdır böyle konuşturan, çünkü bu şehre bizden çok önceleri de sevdalandıkları içindir ki bıraktıkları eserler günümüze kadar gelmiştir. Ve Surlarından, camilerine, hamamlarına ve tarihi evlerinden türbelerine kadar bütün yapıların korunması gerekir, nitekim bizim yazılarımızı takip edenler bilirler ki biz, kim bu şehre en ufak bir hizmette bulunmuşsa onu kocaman alkışlarla övmüşüzdür, bu sözlerimiz şunun içindir, kimselere karşı bir “art niyet” taşımıyor yüreğimiz “iyi” niyetimizden kimselerin şüphelenmesine de gerek yoktur.”

Kaynak: Özgür Haber Gazetesi

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Yorumcu - 9 ay önce
Utanç verici, yazıklar olsun. Kim yiktirilmasina sebep olmuş ise Allah'in laneti üzerine olsun.