Sevinç, kayyum sonrası Büyükşehir Belediyesini anlattı 

Geçtiğimiz günlerde istifa edip emekli olan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin 25 yıllık yöneticisi Abdullah Sevinç, Tigris Haber’e çarpıcı ve önemli açıklamalarda bulundu.

Sevinç, kayyum sonrası Büyükşehir Belediyesini anlattı 
26 Ekim 2017 Perşembe 13:45

Sevinç, belediyedeki sıkıntıların Başkan Cumali Atilla’dan değil ekibin yetersiz olmasından kaynaklandığını söyledi, Spekülasyonlara neden olan ihale süreçleriyle ilgili konuştu. Sevinç,”Siz ihaleye çıktığınızda uygun olan firmaların gidip tekliflerini verebilmesi lazım. Bunu da sizin kamuoyu ile paylaşmanız lazım” dedi. Sevinç, Atilla’nın işten çıkarılan işçiler için direnç gösterdiğini ancak üstten gelen listeler nedeniyle engel olamadığını da vurguladı.

Belediyenin Üst Kademelerinde Görev Yaptı

1990 yılında geldiği Diyarbakır’da 25 yılı belediyede olmak üzere 27 yıl çalıştıktan sonra bu ay içinde istifa ederek emekliye ayrılan Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kritik kademelerde görev yapmış olan Abdullah Sevinç, kayyum atamasından sonra yaşanan sıkıntıları gazetemize değerlendirdi.

Farklı siyasi yelpazelere sahip belediye yönetimleriyle çalıştığını belirten Sevinç, ”1990 yılında Diyarbakır’a geldim. O zaman Sur içi koruma amaçlı imar planı yapılırken, onun için gelmiştim. Belediye başkanımız SHP döneminde Turgut Atalay’dı. 1993 yılında GAP belediyeler birliğinde şehir plancısı olarak işe başladım. 1993-1996 yılları arasında GAP belediyeler birliğinde görev yaptım. 1996 yılında dönemin Refah Parti’li belediye başkanı Ahmet Bilgin’in talebi ile Büyükşehir Belediyesi’ne geçici görevle geçtim. 2017 yılına kadar çeşitli görevlerde bulunduk. İmar Müdürlüğü, Genel Sekreter Yardımcılığı, Genel Sekreter Vekilliği ve birçok önemli görevleri icra ettik. Bu ay itibarı ile emekliğimizi verdik ve artık özel sektörde çalışıyorum” dedi.

‘İstifamı verdim kabul etmedi’

İçişleri Bakanlığı kararıyla belediyeye atanan kayyum yönetimine istifasını verdiğini ancak kabul edilmediğini anlatan Sevinç,”Sıkıntılı bir süreçti. Olağanüstü Hal yaşanıyordu. Üst düzey bir yönetici olarak yıllarca çalıştıktan sonra yeni bir sistem geldiğinde adapte olmak da zor oluyor. Ben her dönem gelen belediye başkanlarına önlerini açmak adına istifamı verdim ve kabul etmediler. Onların da kendi ekipleriyle çalışma hakkı vardır. Cumali Atilla beye de istifamı sundum. Kendisi kabul etmedi ve devam etmemi istedi. Kendisi ile 1 yıl kadar beraber çalıştık. Bir takım işleri beraber yaptık ama bizde de artık metal bir yorgunluk oldu ve bırakmak istedim. Yöneticilik yapmanın verdiği yorgunlukla nokta koydum. Çalışmak ister miyiz ileride?. İleride belki farklı alanlarda çalışmak isteriz. Her zaman söylüyorum Diyarbakır’da kente dair ne varsa biz her zaman hizmet etmeye hazırız” ifadelerini kullandı.

‘Bürokratlarda OHAL korkusu var’

Neden istifa ettiği yönündeki sorumuza net cevap vermeyen ve takdiri kamuoyuna bırakan Sevinç,”Bunun yorumunu biraz halk yapacak ama genel olarak baktığımızda olağanüstü süreçlerde hatalar oluyor ve olmaya da devam edecek. Ülkenin normalleşmesiyle paralel bunlar da düzelecek. Belediyecilik çok farklı bir alan. Siz kısa bir sürede geçici bir görevle gelip bir yönetim kurmaya çalıştığınızda işi tam olarak bilmediğinizde ve iyi bir ekip olmadığında, olan ekiplerin çoğu da ya açığa alındığında ya da ihraç olduğunda burayı işletmeniz de zor oluyor. Dolayısıyla bu süreçler sancılı süreçler oluyor. Bir de OHAL süreçlerinde yaptığınız tüm işlemlerde sıkıntılı şeyler çıkıyor.Sürekli ‘acaba bunu yapsam ne ne olur?’  diye bir korku imparatorluğu oluşmaya başladığında bu sefer de kamu çalışanlarının da cesaret edip iş yapması zorlaşıyor” dedi.

‘Şeffaf tutum sergilenmiyor’

Şu anki yönetimin yaptığı işlerin şeffaf olması gerektiğini anlatan, en önemli eksiğin de kent konseyinin işlevsiz hale getirilmiş olması olduğunu ifade ederek sözlerine şöyle devam etti;” Benim bu süreçte büyükşehir belediyesinde gördüğüm en büyük handikap bütün işlerin şeffaflaşması lazım. Yapılan bütün ihalelerin açık yapılması lazım. Bütün işlerin, meclisin, encümenin aldığı bütün kararların kamuoyu ile paylaşılması lazım. Kent konseyinin aktif hale getirilmesi şart. İçişleri Bakanlığı bu konuda yönetmelik çıkarmıştı ve iyi de işliyordu. Daha önce Diyarbakır bu noktada sivil toplum, meslek odaları ve kentin tüm bileşenleri kent meclisi içinde yer alarak bu noktada ciddi işler başarıyordu. Belediyelerin yaptığı çalışmalar olsun, kamu kurumlarının olsun bu noktada katılımcılık sağlanıyordu. Bu süreçte bu yapılabilir mi o da ayrı bir tartışma konusu tabi ki. Maalesef OHAL süreci belediyecilik hizmetlerinin belirleyici ve şeffaf yapılması noktasında sancılar yarattı diyebiliriz.”

‘İşten çıkarmalar güvenlik ve müfettiş eksenli’

Sevinç, işten çıkarmaların da belediye yönetimi tarafından değil müfettiş ve güvenlik raporlarıyla yapıldığını söyledi. Sevinç, şunları kaydetti; ”İşten çıkarmalar konusu çok farklı bir süreç. İşe gelmeyenler vardı. Onları zaten tutanaklarla mecburen işlem yapıp işten çıkarıyorsunuz. Siyasi tutum takınarak gelmeyenler de vardı bunu alışkanlık haline getirip gelmeyenler de vardı. Bunlarla ilgili zaten işlemler yapıldı. Son süreçte de özellikle (tabi biz o konuda net bilgi sahibi olamadık) müfettiş raporlarına istinaden hizmet alımlarının ihaleler yapıldıktan sonra yeni firmalarda işe başlatmaları engellendi. Bu noktada bizim söyleyeceğimiz bu olabilir. Bunlar taşeron firmaların işçileri, bunların genel olarak iş güvenceleri de yok. Başbakanın yaptığı bir açıklama da var. Taşeron işçilerin kalıcı bir statüye kavuşmalarıyla ilgili. İşten çıkarmalar konusu maalesef her yönetim değiştiğinde gündeme geliyor ve bu sistemle olmaya da devam edecek. Bu ne zaman son bulacak?. Herkesin hak, hukuku ve çalışma alanlarındaki güvencesi sağlanırsa ancak ondan sonra ortadan kalkabilir. Yoksa bu tür hizmet alımlarında çalışanların her yönetim değiştiğinde ve yeni yönetim geldiğinde maalesef çıkışları verilmeye devam edilecek.”

‘Cumali bey işten çıkarmalara direndi ancak..’

Başkan Cumali Atilla’nın işten çıkarmalara engel olmak istediğini ancak başarılı olamadığını ifade eden Sevinç,”Cumali bey işten çıkarmalar konusunda direndi. Bu konuda tutum sergilediğini söyleyebilirim ve şahit olduklarım da var. Bir Kayapınar Belediyesi gibi yapmadı mesela. Kayapınar Belediyesi’nde hem kadrolu hem de hizmet alımlarının neredeyse hepsi işten çıkarıldı. Büyükşehir Belediyesi’ne bakıldığında 1200’e yakın kadroludan 107 kadrolu ihraç oldu. En fazla hizmet alımlarında çıkışlar verildi. Hizmet alımlarındaki işten çıkarmaların bir diğer sebebi işçi sayısının fazla olmasıyla ilgili gösterildi. Bazen de bir takım raporlar neticesinde, müfettiş raporlarına istinaden işten çıkarmalar yaşandı” dedi.

‘Cumali bey yönetime tam hakim değil’

Cumali Atilla’nın belediye yönetimine tam hakim olamadığını da dile getiren eski Genel Sekreter Yardımcısı Abdullah Sevinç,”Büyükşehir Belediyesi büyük bir organizasyondur. 5216 sayılı yasa ile birlikte belediyeler küçük devletler, hükümetler gibi oldu. Yani her daire başkanlığı bir bakanlık gibi oldu. Dolayısıyla bir kişinin tüm kuruma hakim olması mümkün değil. Bunlar ne olur iyi bir ekip, ondan sonra burada çalışanların işe bağlılığı, görevlerini tam yapması ile olur. Belediyeler diğer kamu kurumları gibi değil. Biraz daha gevşekler açık söylemek gerekirse. 5 yıllık belediye başkanlığı yapmış başkanlar bile tam olarak hakim olamıyor. Cumali beyin tam hakim olduğunu söylemek doğru olmaz ama şu anda en azından geldiği sürece bakıldığında belediyenin bir çok noktada işler halde olduğunu görebilirsiniz.”

‘İhaleler açık ve şeffaf olmalı’

Belediyedeki ihalelerin açık ve şeffaf yapılması gerektiğini ısrarla vurgulayan Sevinç,”İhaleler açık olmalı. Sizin hazırlayacağınız idari ve teknik şartnameler de birilerini tarif etmemeli. Siz ne kadar açık ve şeffaf ihale yaparsanız kurumunuz o kadar başarılı olur. Zaten son çıkan AB uyum yasalarıyla birlikte de buna çok dikkat edilmesi gerekiyor. Türkiye’deki  mali yapının değişmesi, 5018 sayılı yasanın yürürlüğe girmesi, bu noktada bunlar önemli şeyler. Şeffaflık, saydamlık, hesap verebilirlik, bunlar hep önümüze çıkan şeyler. Dolayısıyla belediyenin de bu noktada ilk başlarda belki çok gerilimli bir süreçti yani bazı işlerin şeffaf şekilde ihaleye çıkıp yapılması şansı olmayabilirdi. Bazı işler zorunlu olarak davetiye usulü ile yapıldı ama bundan sonra artık her şeyin şeffaflaşması lazım. Siz ihaleye çıktığınızda uygun olan firmaların gidip tekliflerini verebilmesi lazım. Bunu da sizin kamuoyu ile paylaşmanız lazım. Sanırım bu süreç ileriki dönemde bu şekilde yürür.” dedi.

‘Kent zarar görüyor’

Aynı şeffaflığın imar ve planlar konusunda da olması gerektiğine dikkat çeken Sevinç, şöyle devam etti,” Planlama konusunda da gerçekten çok fazla plan değişikliği yapmak doğru bir şey değil. Bazen de kentin ihtiyaçlarıyla beraber gelişen teknoloji ile beraber çok yeni ihtiyaçlar çıkıyor. Bu noktada da imar kanununa, yönetmeliğine uygun olan taleplerin de meclislerde geçirilip askı ilan yapılması gerekiyor. Askıda ilan yapılmasının temel sebebi herkesin bilgisi olsun yapılan işlerden. Birileri de bundan rahatsızsa, yapılan hukuksuzluk varsa itiraz edilebilsin ve meclis tekrar bunu değerlendirsin. Çünkü siz gelişmeye açık bir planınızın olmadığı ortamlarda bu sefer kentin ekonomisi de zarar görebiliyor. Bizim özellikle yapmamız gereken şey gelen taleplerin, üst ölçekli planların, imar kanunu ve yönetmeliklerine uygun olup olmadığını, uygun olmayanların da mecliste tekrar değerlendirilip geçirilip askı ilan yapılmasıdır.”

‘İyi bir ekip yok’

Belediye yönetiminde yaşanan sıkıntıların daha önce birbirlerini tanımayan insanlardan bir ekip oluşturulmasından kaynaklandığının altını çizen Sevinç,”Kurumun kendi içerisinde bir takım sıkıntılar olabilir. Bunlar her kurumda yaşanır. Kısa bir süreliğine kayyum ataması ile bir yönetim oluşturuldu. Bu yönetimden de çok üst düzey başarılar beklemek, beklenti içine girmek de doğru bir şey değil. Ufak tefek huzursuzluklar var. Bazen bize de yansıdı bunlar. Bir dönem milli eğitimden gelen arkadaşlar daire başkanı oldu, sonra tekrar geri gönderildiler. Kocaeli’nden gelen arkadaşlarımız var. Ankara’dan gelen arkadaşlarımız var. Daha önce birbirini tanımayan, bilmeyen insanlar bir araya geldi ve işleri yürütmeye çalışıyorlar. Bizim temel prensibimiz bu ülkenin bir mevzuatı, bir hukuk sistemi var, kimin nasıl görev yapacağı tanımlanmış. Bunlara uygun olarak işleri yürütebilirsek işler tıkır tıkır yürür. Arada ara böyle huzursuzluk ve sorunlar ne yazık ki yaşanıyor.” dedi.

‘Sorun Cumali bey değil, ekibin yetersiz olmasıdır’

Belediyede yaşanan sorunların Cumali Atilla’dan değil yetersiz olan ekipten kaynaklandığını vurgulayan Sevinç, sözlerini şöyle sürdürdü; ”Sorun Cumali beyden değil ekipten kaynaklanıyor. Ben böyle düşünüyorum. Belediyecilik konusunda deneyim kazanmış, bu işi bilen ve özümseyen bir kadro yok. Cumali beyin de belediyecilik konusunda geçmişte mülki amirlik dışında yaptığı bir iş olmadığı için yetersiz olduğunu dile getirmekte fayda var. Sorun göreve geçici gözle bakmaları değil, yetersiz olmalarıdır. Belediye mevzuatı, işleyişi, yerel yönetimler bunlar çok farklı şeyler.

‘Kent Konseyi Aktif Hale Getirilmeli’

Adem-i  Merkeziyetçiliği savunuyoruz, yerel yönetimlerin merkezi yönetimin vesayetinden kurtulması gerektiğini söylüyoruz ama şu anki durum merkezi yönetimin tamamen gelip yerel yönetime hakim olması, merkezi yönetim gibi çalışmasıdır. Yerel yönetimler özünde adı üstünde yerel bazda karar alınıp çözüm üretilen yerlerdir. Şu anda tam bir merkeziyetçi yapı söz konusudur.  Rahatsız edici olan bu durumdur. Yerel dinamiklerin buradaki işlerle ilgili deneyimi, bilgisi, birikimi buraya yansıyıp buna ilişkin de katılımcılık yapılıp karar alma süreçleri oluşturulmuş değil. Bu yüzden kent konseylerinin bir an önce aktif hale getirilmesi lazım. Madem bir olağanüstü süreç oldu bir kayyum ataması yapıldı ama atanan kişi ve ekibin de buradaki yerel otorite ile iş birliği yapması lazım.”

‘Devam ettiğim için eleştirildim’

Kayyumların göreve başlamasından sonra göreve devam ettiği için bazı kesimlerden eleştiri aldığını belirten Sevinç, bundan sonra gelecek yönetimlerin de merkezi hükümet ve yerel güçlerle uyum içinde olması gerektiğini anlattı. Sevinç,”Kayyum yönetimi ile devam ettiğimiz için başta tepki aldık bir kesimden. İki arada bir derede kaldık diyebilirim. Niye gidip çalışıyorsun bunlarla diyenler oldu. Bir kesimden de işe gelip sahip çıkmıyorsunuz diye tepki aldık. Olanak yaratmadıkları zaman nasıl gidip o işe sahip çıkacaksınız ki. Belediyecilik ekip işidir, ekip yanlış yapabilir ama birbirine sahip çıkma noktasında işlev görür. Hem merkezi yönetimle hem yerel otorite ile işbirliği yaparsanız başarılı olursunuz.

‘Belediye, her kesime açık olmalı’

Merkez destek vermeden de hiçbir projeyi hayata geçiremezsiniz. Projeleri yatırım programlarına almak merkezi hükümetin işidir. Üst ölçekli planlarla ilgili değişiklik talebi de yine merkezi hükümetten geçiyor. Burada işbirlikleri de önemli. Önümüzdeki süreçte belediyecilik hizmet ve süreçlerinde sanırım herkes daha böyle mesafeli, hassas bakar bu işe. Çünkü belediyecilik bir hizmet sektörüdür. Belediye, herkesin belediyesidir. Belediye herkese hizmet eden bir kurumdur. Bir siyasete hizmet etmez. Bütün hemşerilerine hizmet eder. Belediyeye gelen para burada yaşayan herkesin kişi başına düşen hakkıdır. Belediye, halkın parasını harcıyor. Bundan sonraki süreçte aday olacakların, burayı yönetmeye talip olacakların Diyarbakır’a hizmet eksenli bir yaklaşımla hareket edeceklerini düşünüyorum” dedi.

‘Hafif raylı sistem için dış kaynak lazım’

Sevinç, gündemde olan hafif raylı sistemin de er veya geç gerçekleşeceğini kaydetti. Sevinç,”Raylı sistemin Devlet Planlama Teşkilatı programına alınmasıyla ilgili başbakanın açıklaması oldu. Şu anda OHAL’dan dolayı yatırım programları yayınlanmadı Türkiye’de. Yayınlandığı zaman çıkacak bu. Kredisi de olması gereken bir iş. Şu anda Türkiye bulunduğu ekonomik imkanlar itibarıyla da biraz sıkıntıda. Gelecekte İller Bankası kanalıyla kredileri uluslar arası kuruluşlardan sağlanabilirse çözülebilecek bir konudur. Ama öyle veya böyle bu iş çözülecek” ifadelerini kullandı.

Atilla, Amedspor isminin değişmesini istedi mi?

Kamuoyunda polemik konusu olan Cumali Atilla’nın Amedspor ismini değiştirmesini istediği konusuna da değinen Sevinç, söz konusu toplantıya kendisinin de katıldığını anlatarak yaşananları anlattı. Sevinç,”Bu işi basın yoluyla tartışmak doğru olmadı. Cumali bey kayyum olarak geldiği için spora kaynak aktarma konusunda çekinceli davrandı. Buda bir gerçek. Ama spor, bir ülkenin, bir kentin önemli bir değeridir. Çünkü çok farklı siyasi kesimleri bir çatı altında toplayabilirsiniz. Maçlara gittiğinizde de bunları görebiliyorsunuz. Diyarbakır nüfusunun yüzde 65’i 25 yaş altı, yüzde 45’i de 18 yaş altı. Büyük bir potansiyel var. Bunun iyi değerlendirilmesi lazım. Kulüplerin yerel idarelerle ilişkilere önem vermesi lazım. Yereldeki yönetimlerle, yereldeki güçlerle iş birliği yapıp bir takım projeleri yürütmede destek alamadığınızda bu işi çok da başaramıyorsunuz. Yereldeki idarecilerin de spora bakış açılarını biraz daha geniş tutması lazım. Spora ne kadar çok yatırım yaparsanız inanın hırsızlık azalacak, kapkaç azalacak, eğitim ve refah düzeyi artacak,gelecekte de bu kent ülkeye çok önemli sporcular kazandıracak.

‘Cumali  Bey yönetimde yer almak istedi’

Amedspor yönetiminin Cumali beyi ziyaret ettiği toplantıda vardım. Cumali beyin konuşmasından ben de isim değişikliği talep ettiğini anladım. Tam telafüz etmedi ama konuşmadaki sözlerden o anlam çıktı. En azından bizler öyle anlamış olduk. Ama kendisi  ile daha sonra yaptığımız sohbetlerde  böyle söylemek istemediğini, konunun kasıtlı olarak başka yönlere çekilmek istendiğini, Amedspor ismi konusunda hiç bir sıkıntısı ve talebi olmadığını aktardı. Destek verebilmeleri için kulüp yönetiminde belediye yöneticileri ve bürokratlarının olması gerektiğini ifade etti. Bize açık ifadelerle,”kulüp yönetiminde 7 kişi belediyeden,7 kişi de sizden olsun. 1 kişi de Abdullah Sevinç var, 15 kişilik yönetim olur. Bu işi beraber yürütelim” dedi.  Haklılık payı da var.

‘Amedspor Kulüp yönetiminde her kesim olmalı’

Bir kentin takımı olmak istiyorsak bütün dinamiklerle birlikte bu işi yürütmeliyiz. Burada valiliğin, belediyenin, sivil toplum örgütlerinin, odaların, derneklerin, iş çevrelerin ve halkın bu işe sahip çıkması lazım. Herkesin katılımı ile bir üst yönetim oluşmalı. Seçimli kongre süreci çok yakın zamanda yapıldığı için Cumali beyin dile getirdiği yeni yönetim oluşturma talebi gerçekleşmedi. Ama bundan sonraki süreçte bu çalışma yürütülebilir. Amedspor önemli bir takım ve üst liglere çıkması sağlanmalıdır. Çünkü yeni stat bitmek üzere ve üst liglerde bir takıma ihtiyaç var. Bunu başarabilirsek kentimiz sporda çok daha iyi noktalara gelir, heyecan oluşur ve kentin ekonomisi de bu sayede canlanır.” dedi.

Kaynak: Tigrishaber

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ömer - 4 hafta önce
Yağcilik yapma doğruları konuş cüzüm üretmiyor kayum
Misafir Avatar
Yorumcu - 3 hafta önce @Ömer
Değerli Kardeşim, adamın yağ çektiği falan yok. Bu Başkan tepeden gönderilen biri olduğu için üstü kapalı anlatıyor. Herşeyi tam anlamıyla anlatmadığı aşikar fakat olması gerekenleri anlatmaktanda çekinmediği için cesaretine hayran kaldım. Eleman alımları, ihaleler vb. olayların yeni gelen kayyum ekibi ile koordineli olarak hareket ediyor. Biz Cumali Atilla'nın gitmesini istiyoruz.