Diyarbekir’de eski Ramazan’lar 


Edip Sevgican

Edip Sevgican

28 Mayıs 2017, 14:37

Ramazan oruç ayı başladı mı eski Diyarbakır’da sosyal yaşamda bir başkalaşır. Toplumlar arasındaki ilişkilerde belirgin bir değişim olurdu.

Müslüman olmayan kesimler açık yerlerde sigara içmez yemek yemezlerdi. Hatta okuldaki veya sokaktaki çocuklar dahi arkadaşları karşısında bir şeyler yememeye özen gösterirlerdi. Çarşıdaki lokantalar, çayhanelerin çoğu kapanırdı. Oruç tutmayan Müslüman veya diğer dinlere mensup kişiler kesinlikle açık yerlerde bir şey yemez ve içmezlerdi. Yemek saatlerinde evlerine giderlerdi.

Ramazan ayı boyunca hemen her evde özel yemeklerin yapılmasına özen gösterilir bu yemeklerin bir bölümü iftara yakın saatlerde üstü örtülü tepsiler içinde mahalledeki fakir ailelere gönderilirdi. Bu geleneğe Ramazan aylarında daha çok dikkat edilirdi. Kapıya gelen dilenci kesinlikle boş çevrilmez eğer varsa elindeki kaba yemek doldurulur. İftar saatinde ise eve alınır yemek yedirilirdi.

Büyüklerimiz akşam saatlerinde kapıya çıkar sokaktan geçen yaşlıları tanıdık olsun veya olmasın iftar için davet ederlerdi, mevsim yaz ise sofrada mutlaka meyan şerbeti bulundurulurdu, iftar öncesinde az miktarda çığ köfte yoğrulur veya çarşıdan getirilirdi çiğ köfte yoğuranlar komşulara’da tadımlık gönderilirdi.

Ramazan ayı boyunca her akşam iftar vaktini bildiren, Top atışı İç kale deki Sur içi kente hakim olan Viran tepeden atılan top atışı uzak semtler hata yakın köylerden dahi duyulurdu. Aynı şekilde sahur başlangıcı ve bitimi içinde top atışı yapılırdı.

Mahallede ilk kez oruç tutan çocukları mahalle kadınları sırtlarına alıp gezdirmeyi sevap sayarlardı, hatta çocuğu olmayan kadınların böylece çocuk sahibi olacaklarına inanılırdı. İlk defa oruç tutan çocuklara mahalle halkı çeşitli hediyeler getirir veya para verirdi. En çokta iftarlık şekerli yiyecekler tatlılar getirilirdi.

Yaz aylarına rastlayan aylarda bir çok yerde kilo ile buz ve kar satılırdı. Yoğurt pazarı, Ulu Cami kapısı, Balıkçılar başı köşelerinde meyan şerbeti satan ünlü şerbetçilerde kuyruklar oluşurdu akşam saatlerinde bazı hayır sahibi kişiler Sebil (Bedava) meyan şerbeti dağıtırlardı. Mahalle erkekleri haberleşir birlikte teravih namazı için Camiye giderlerdi, Her akşam bir başka camiye gitmek sevap sayılırdı. Babalar çocuklarını bazen beraber götürür yol boyuncada Camide nasıl davranmamız hakkında öğütler verirdi. Teravih namazından sonra çayhanelere gidilir burada çoğu zaman romanlar, masallar, hikayeler okunur veya anlatılırdı Kitap okuyanı büyük bir dikkatle dinler, kitap okuyanda en heyecanlı yerde devamı yarın akşama diye bırakırdı. Ramazan ayında Ulu Cami dolar taşar müezzinler de minarelere çıkıp şerefenin dört bir yanını dolaşır Sala ve Ezan okurlardı.(O zamanlar ses cihazları camilerde yoktu) Ulu cami ve avlusu her gün kadınlı erkekli binlerce kişinin ikindi namazından sonra Bir Din Bilgini olan Müftü Molla Halil ÖZAYDIN ‘nın gür sesi ile vermiş olduğu vaazları dinlerdi.

Tüm Vaazlar, insanların birbirini sevmesi , Ahlak, Dürüstlük, Sevgi ve Saygı ilişkileri, Çalışmak, Okumak en çok da hurafelerden sakınmak üzerine olurdu.

KAYNAK : Diyarbakır Türküsü / Mehmet MERCAN

Derleyen : A.Edip SEVGİCAN

MÜBAREK RAMAZAN AYINIZ HAYIRLI OLSUN

RAMAZAN AYININ BEREKETİ HANENİZE VE SOFRANIZA GELSİN.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.