İçkale’ye ziyaretçi akını ve düşündürdükleri


Taner Özbay

Taner Özbay

24 Nisan 2017, 13:55

İstenince oluyormuş demek. Çok değil, sadece 3 ay içinde tamamlanan ve insan seline maruz kalan büyük bir turizm cazibe merkezimiz oldu. Hazreti Süleyman camii çevresinin düzenlenmesinden bahsediyorum. 4 Ocak’ta temel atma töreni yapıldı, 1 Nisan’da resmi açılışı yapıldı. İnsanların akın akın o bölgeye gidiyor olması fazla söze mahal bırakmıyor aslında.  

Çevre ve Şehircilik Bakanlığının “TOKİ Peyzaj Düzenlemesi ve Rekreasyon Projesi” adıyla gerçekleştirdiği proje Diyarbakır’a apayrı bir hareketlilik kazandırdı. Malum, o bölgede Diyarbakır’ın fethini gerçekleştiren ünlü kumandan Halid Bin Velid’in oğlu Süleyman ile 27 şehit sahabenin kabri bulunuyor. Öteden beri manevi bir değere ve öneme sahip bulunan, özellikle Perşembe günleri yoğun ziyaretçi akınına uğrayan bu alan, yapılan son düzenleme ile birlikte herkesi hayrete düşüren muazzam bir ilgiyle karşı karşıya kaldı. Sürekli savunduğum, küçük müdahalelerle büyük kazanımlar elde etmek işte böyle bir şey.

Bu kentin yönetim aklının 2009’dan bu yana beceremediğini Çevre ve Şehircilik Bakanlığı TOKİ marifetiyle 3 ayda becermişse bir teşekkürü çok görmemek gerekir diye düşünüyorum ve emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Zira Diyarbakır’ımız için son derece hayırlı bir iş olmuştur.

Başta da söyledim, istenince oluyormuş demek. Ongözlü köprü de böyle bir şey değil miydi? Araç trafiğine kapattık, etrafını düzenledik, bu basit işlem sonrası insanların akın akın geldiği bir yer haline getirdik. Ve GAP destinasyonu kapsamında sadece panoramik tur düzeyinde kalan Diyarbakır programının vazgeçilmez duraklarından biri oldu.

Son iki yıldır yaşanan çatışmalı süreç, büyük bir ivme kazanmış olan Diyarbakır turizmini kesintiye uğratmıştı. Bu kadim kent kimine göre 5 yıl, kimine göre de 10 yıl geriye gitmişti. “Toparlamak, eski cazibeyi yakalamak zor” diyenler de olmuştu. Fakat bu şehrin, tarih şehri, kültür şehri, sahabeler ve Peygamberler şehri, kısacası “sevgi şehri” Diyarbakır’ın, hayat normalleşince kendini hemen toparlama becerisine sahip olduğunu kimse hesaba katmamıştı.

Evet, Diyarbekir, Diyarbakır, Amed, hangisiyle isimlendirmek hoşunuza gidiyorsa, bu kadim kent yine toparlandı, ayağa kalktı ve görünen o ki tüm Türkiye’ye, Dünya’ya yeniden “ben varım, ben burdayım” diyecek. Diyarbakı’ın adet bir sel olup İçkale’ye aktığını görünce aklıma gelen tek şey bu oldu. İnanıyorum ki birgün Türkiye’nin hatta Dünya’nın 4 bir tarafından insanlar akın akın bu kadim şehrin güzelliklerini görmeye gelecek.

Kanımca en görkemli ziyaretçi akını, eğer layıkıyla yapılabilirse,  Sur içi ve Dicle Vadisi projelerinin somutlaşmasıyla ortaya çıkacak. Yapımını Çevre ve Şehir Bakanlığı’nın üstlendiği Geleneksel Diyarbakır Evleri ile Dicle Vadisi Peyzaj ve Rekreasyon Projesinin 1. Etabı da 4 Nisan’da start aldı. Proje kapsamında Sur içinin yıkılan bölgesine ilk etapta 50 adet tarihi Diyarbakır evi yapılacak. Fakat şimdiye kadar ortaya çıkarılan tablo, kent ahalisinin memnuniyetinden ziyade tepkisini çekmiş durumda. Toledo gibi olacağı vaadedilen Sur’da, inşa edilen binaların orjinal Diyarbekir evlerinden çok farklı olan görüntüsü büyük bir hayal kırıklığı yarattı. 

Proje kapsamında sokakların çok geniş bırakılması da tepki çeken bir diğer husus. Zira Diyarbakır’ın şehir mimarisinin özü dar sokaklardan oluşuyor. Bir yandan inşa edilen evlerin Diyarbekir’in tarihi mimarisiyle örtüşmemesi, diğer yandan “küçe” kültürünün oluşturulmaması, projenin akıbeti hakkında çok ciddi kuşkuları ve tepkileri beraberinde getiriyor. Umarım ilerleyen süreçte bizleri yanıltacak bir tablo ile karşı karşıya kalırız ve gönlümüzce bir iş ortaya çıkarmasını ümit ettiğimiz Bakanlığa bir kez daha teşekkür ederiz.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Baki yanar - 3 yıl önce
Emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz
Avatar
Musa DİNÇ - 3 yıl önce
"İçerdeki Avcı " Kitabı arka kapak için yazdığım yazı: " Berdel" adlı eseri sinemaya aktarılan usta yazarımızın öyküleri gerçekçi ve toplumsaldır.
Gözlemlerini ayrıntılarıyla veren, insanı derinliğine işleyebilen yazarımızın bu seçkisinde yirmi yedi öykü var.
Güneydoğu Anadolu insanının sorunlarını, insan - doğa kapsamında anlatır.
Yaşamın gelgitliğinde duyumsanan hüznü buluruz öykülerinde.
Musa DİNÇ
Avatar
mehmet arslan diyarbekirnews - 3 yıl önce
diyarbakırın kalbi sur ilcesinin kısa sürede bu muhteşem bir gürünüme getiren hükümetin bakanlık muaatabına bende tşk ediyorum ve sizinde yüreginize saglık taner bey cok yaşa...