İmamoğlu’ndan Erdoğan’a hatalı pas


Taner Özbay

Taner Özbay

30 Ocak 2020, 11:19

Yıllar önceydi. Bir arkadaşımı telefonla aramış, hal hatır sormuştum. Nerdesin diye sorduğumda “taziyedeyim” cevabını verince şaşırmıştım. Çünkü  arka planda son derece net bir şekilde duyduğum, elektro bağlama ile icra edilen güçlü bir müziğin sesi geliyordu. Dalga geçtiğini sandım fakat işin aslı öyle değilmiş. Taziye evinin karşısında bir mahalle düğünü varmış. Arkadaşım durumu üç kelimeyle çok güzel özetlemişti. “hayat devam ediyor”

Evet, hayat devam ediyor. Bir yandan hayata veda edenlerin yasını tutup taziyeleri kabul edenler, diğer yandan yeni doğan çocuğa sevinenler, düğünler vs. vs.

Geçen hafta Elazığ Sivirice merkezli deprem Diyarbakır’ı da müthiş bir şekilde salladı. Hayatımda hiç bu kadar net ve şiddetli bir deprem deneyimim olmamıştı. Paniklemedim lakin ne yalan söyleyeyim müthiş korktum. Ve ilk kez deprem korkusunu başkaları gibi hissettim ve kendimi onların yerine koymaya, enkaz altında kalmış, yakınlarını kaybetmiş insanların hislerini daha yakından anlamaya başladım. İnsanın başına gelmeden gerçekten bazı şeyleri anlamak mümkün olmuyor işte.

Haberleri eski deprem haberlerini izlemekten daha dikkatli bir şekilde izlediğimi söylemek abartı olmaz. Depremden en çok etkilenen 12 yaşındaki kızım bile cep telefonuma gelen son dakika artçı deprem bildirimlerini sorar olmuş, televizyon haberleri izliyoruz diye kavga ettiğim kızım haberleri izler olmuştu. Empati denilen şey demek tam da böyle bir şeymiş.

Her depremde, sel baskınında, maden göçüklerinde ya da benzer olaylarda maskesini takıp sosyal medyada klavye kahramanlığı yapan isimler yine sahne almıştı. Dikkatimi ilk olarak ülkede deprem varken tv kanallarının dizi yayınlamaya devam etmesini eleştiren bir paylaşım çekmişti. Benzer paylaşımlar hayli vardı. Derken Elazığ’a deprem bölgesine, oradan da çocuklarının tatil yaptığı Erzurum Palandöken’deki kayak merkezine giden Ekrem İmamoğlu gündemin ön sıralarında yerini alıverdi. Geleneksel medya ve sosyal medyada nasıl yer bulduğunu anlatmama gerek yok. Ülke deprem konusunda tek yürek olmuşken, İmamoğlu nasıl kayak keyfine çıkarmış!

Sanırsın memlekette yas ilan edilmiş, düğün, nişan, sünnet gibi davullu zurnalı etkinliklerin yapılmaması, kafelerde müzik çalınmaması, alkol satışının durdurulması, pavyon, türkü bar gibi içkili ya da içkisiz eğlence yerleri ile AVM’lerdeki oyun parklarının, kayak merkezlerinin belirli bir süre kapatılması yönünde karar alınmış, herkes uymuş, fakat koskoca İmamoğlu buna uymamış!

Bir çok kesimin maskesini takıp matem havası pozları verdiği bir ülkede, sade vatandaş Ekrem İmamoğlu’nun riyakarlık yapmayıp dürüst davranmasında, deprem bölgesinden ayrıldıktan sonra kayak merkezindeki ailesinin yanına gitmesinde bir yanlış yoktur. Fakat bir siyasi figür haline gelmiş, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne başkan seçilmiş bir kişinin sıradan bir vatandaş gibi davranması, kayak keyfi yapması ve bunu bizzat kendisinin duyurması, Türkiye gerçekliği içinde son derece yanlıştır. İstendiği kadar diğer siyasiler maske takmakla, hamaset yapmakla, dürüst olmamakla suçlansın, mevcut durum Ekrem İmamoğlu’nun yanlış yaptığı gerçeğini değiştirmez.

Recep Tayyip Erdoğan karşıtlığının oluşturduğu sinerji ile büyüyen ve bugünkü konumu elde eden Ekrem İmamoğlu’nun Palandöken tatili siyaseten hatalı bir pastır. Topu beklenmedik bir şekilde önünde bulan Erdoğan ise bu hatalı pası en iyi şekilde değerlendirecektir. Bekleyip göreceğiz.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.