Küçük müdahalelerler büyük kazanımlar


Taner Özbay

Taner Özbay

07 Mart 2017, 15:48

Her Pazar yaptığım gibi geçen Pazar da Sur içindeydim. Günlük güneşlik bir Pazar günü nefesimin çıktığı, huzur bulduğum Sur içinde dolaşırken on gözlü köprüyü ziyaret etmemek olmazdı.

Kervansaray otelden çıktığım gibi eski Mardin yoluna yöneldim. Gazi köşkünü geçer geçmez yolun sağı ve solu park etmiş arabalarla doluydu. Daha o an on gözlü köprüde nasıl bir yoğunluk olduğunu tahmin etmiştim. Köprüye yaklaştıkça araç yoğunluğu da artıyordu. Etraftaki insan yoğunluğu da cabasıydı. Eşini, çocuğunu, arkadaşını, sevgilisini kapan nefesi orada almıştı sanki.

Köprünün iki ucunda döt ayrı yerde bulunan çay bahçeleri dop doluydu. Gençler köprü üstünde davul zurna eşliğinde delilo oynayıp halay çekiyordu. Evliliğe ilk adımı atacak gelin ve damatlar da bu mutlu günlerini fotoğrafla ölümsüzleştirmek için oradaydı.

Kurak geçen bir kışın ardından dicle nehrinin su seviyesi son derece cılız olsa da insanları kendine çekmeyi başarmıştı. Herşeyin çok güzel olduğu güne damgasını vuran tek olumsuz gelişme ise köprünün ayakları önünde biriken atıkların oluşturduğu çöp yığınlarıydı. Baharla birlikte temizlik kampanyası başlatan, orta refüjlerden kavşaklara değin her alanda çalışma yürüten belediye ekiplerinin bir an an önce Dicle Nehrine de el atması gerekiyor.

On gözlü köprüdeki güzelliği izlemek için TIKLAYINIZ

6. yüzyılda yapıldığı kabul edilen on gözlü köprü 2008 yılında alınan kararla araç trafiğine kapatılmış ve restore edilmişti. Bu gelişme, zaten ilgi odağı olan on gözlü köprüyü ve çevresini adeta bir turzim cazibe merkezi haline getirmişti. Zira eskiden asla bu kadar yoğun bir ziyaretçi trafiği yoktu. Yani küçük bir dokunuş ile o alanın çehresi ve kaderi değişmişti.

Öteden beri hep söyler dururum. Belediyelerin istihdam alanları oluşturmak gibi bir görevi ve sorumluluğu yoktur fakat yapacakları düzenlemelerle bu amaca hizmet edecek bir olanağa sahiptir. Bunu söylerken de verdiğim örneklerin başında on gözlü köprü gelir.

Ne yaptık on gözlü köprüde? Araç trafiğine kapattık, etrafını yeşillendirdik ve bu küçük düzenleme ile muazzam bir turizm cazibe merkezinin oluşmasına neden olduk. Kent dışından gelen insanların uğramadan gitmedikleri bir yer haline gelen on gözlü köprü, özellikle hafta sonları Diyarbakırlıların akınına uğruyor adeta. İşte küçük bir dokunuşun nasıl büyük bir etki alanı oluşturduğuna en güzel örnektir on gözlü köprü.

Bir hastane açıldığında etrafı hemen değerlenir. Önce birkaç eczane ardından lokanta ve kafe gibi işletmeler bitiverir çevresinde. Üstelik kimse bunlara “gelin burda işyeri açın” demeden. Çünkü orada bir rant alanı oluşmuştur ve o döngü kendiliğinden işler.

İsmi kafeler sokağı olarak değiştirilen “sanatsız sokak” da böyle bir şey değil miydi? Belediye o sokağın kaderiyle ilgili bir karar aldı, uygulama esaslarını belirledi, gerisini özel teşebbüs hallediverdi. 75 yol da benzer bir örnek olarak gösterilebilir.

Demem o ki, küçük müdahalelerle etki alanı büyük işler başarmak mümkün. Fakat nedense bu kentin yönetim aklı bu tür konulara pek çalışmıyor.

Dünyanın hiçbir yerinde bir kent yoktur ki ortasından bir nehir geçsin ve o kent o nehirden istifade edemesin. Biz bunu başaramamanın kıvancını yaşıyoruz! Dünya harikası surlarımız bize, biz de ona bakıyoruz, turizme kazandıramıyoruz. Enfes bir hale gelen İçkale’yi turizme kazandırmak 10 yılı aşkın bir zamana mal oldu. Dicle vadisi bizler için hala bir hayal. İnanç turizmi hiç bir zaman cazip hale getirilemedi. Sur içinin açık hava müzesi haline dönüştürülmesine start vermek için hendeklerin kazılması, tarihi evlerin ve ibadethanelerin yıkılıp, talan edilmesi, insanların ölmesi mi gerekiyordu? Dedim ya bu kentin yönetim aklı bir acayip.

Bıraksalar bu kent her açıdan uçacak ama ne rahat bırakıyorlar ne de başa gelenler gereğini yapabiliyorlar. Ama biz inadına bu kentte yaşamaya, inadına bu kenti sevmeye, inadına bu kenti anlatmaya devam edeceğiz.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.