Okunası bir yazı


Arif Tekin

Arif Tekin

28 Mayıs 2017, 14:25

HZ SÜLEYMAN VE DİYARBEKİR'İN FETHİ 27 MAYIS 639 ;

Dünyada bazı kentler vardır ki bazı özellikleri ile her zaman için farklı olur, işte bu kentlerden biridir Diyarbakır

Tarih boyunca birçok istila ve Fetih görmüş olan Diyarbakır İslam orduları tarafından fetih edildiği günden bu güne hep aynı değerini korumuş ve bu kentte Ezan sesi hiçbir zaman susturulamamıştır.

Mekke’nin fethedilmesinin üzerinden henüz 9 yıl geçmişti. Halife Hz. Ömer’in (radıyallahu anh) görev verdiği komutan İyaz bin Ganem ve Halid bin Velid, 8 bin kişilik İslam ordusu ile Kuzey Mezopotamya’ya doğru ilerliyordu. Ordunun içerisinde Sahabelerden oluşan bin kişilik bir kuvvet bulunuyordu.

Diyarbakır Kalesi önüne gelinmişti. Bizans İmparatoru Heraklius yönetimindeki bölgede kuşatma beş ay sürdü. İyaz bin Ganem, Mardinkapı’yı; Said bin Zeyd, Urfa Kapı’yı; Muaz bin Cebel, Dağ Kapı’yı; Halid bin Velid, Yenikapı’yı tutmuştu. (Radıyallahu anhum ecmain).

Onlar, her gönle Allah sevgisini anlatmak için yola çıkmış ışık orduları…

Bugünkü Dicle Üniversitesi’nin, surlar dışında bulunan kampüsünün olduğu yere kadar gelmişler. Buraya karargahlarını kurmuşlar. Yanlarında çölün susuzluğu, ekmeğin kıtlığı, karşılarında aşılması zor sur sıradağları var.

Surlar bütün çabalara rağmen aşılamaz. Kuşatma uzadıkça uzar. Aylar birbirini kovalarken, zaman kutlu ay Ramazan’a denk gelir. Savaşan askerler oruçlarını ihmal etmez. Onların komutanı olan Halit bin Velid de orucunu her gece çadırına bırakılan ekmekle tutar.

Bir gece sahura kalktığında, sahur için bırakılan ekmeği göremez. Ertesi gece de sahurda yiyecek bir şeyi yoktur. Üç gün devam eden bu durum karşısında, ordunun erzakı bittiği için kendisine sahurda bir şey getirilmediğini düşünerek, sahursuz oruç tutar.

Yemeksiz oruç tutuğuna göre, asker de aynı şekilde sahursuz oruç tuttuğunu düşünerek, kendisine her sahurda erzak getiren askere “Erzakımız mı bitti?” diye sorar. Asker erzakın yeterli olduğunu söyleyince ‘neden sahurda kendisine üç gündür bir şey bırakılmadığını’ sorar. Asker de her gece ekmek bıraktığını belirtir.

Durumdan şüphelenen asker, neler olduğunu anlamak için gece sahurda her zaman ekmek bıraktığı yere Halit bin Velid’in ekmeğini bırakır, olacakları gizlendiği yerden beklemeye başlar.

Allah İnanlarla Beraberdir

Sonsuzluğun sahibi, yarının tek hakimi olan Allah hep sevdikleri ile beraberdir. Gece çadıra gizlice bir köpek girer. Ekmeği kapıp uzaklaşır. Nöbetçi asker köpeği takip eder. Köpek ağzında ekmekler Diyarbakır’a doğru yönelir. Irmağı geçerek surların altından bir delikten içeri girer. Nöbetçi asker bu deliği keşfetmiştir. Durumu Hz. Halit bin Velid’e bildirir. Köpeğin surlar altından geçtiği delik az daha genişletilebilirse, içeriye askerin sızmasının mümkün olacağı anlaşılır.

Hemen bir plan yapılır. Gece askerler içerisinden seçilecek bir gurup köpeğin geçtiği delikten geçerek, surlardan içeri sızacak, surların kapısını açacak, İslam orduları da açılan kapıdan içeri gireceklerdir.

Plan güzel bir plandır. Lakin zordur. İçeri girmek, yakalanmak, öldürülmek vardır. Ancak onlar ölümü sevgiliye kavuşmak olarak algılamışlardır. Herkesin merak ettiği bu fedakar insanlar kim olacak diye beklenirken, Halid Bin Velid bir gece önce rüyasında oğlu Hz Süleyman'ın şehit olduğunu görmüştür ve oğlunun şehit olacağını bile bile oğlu Süleyman’ın (radıyallahu anh) yanına bir gurup sahabe verir.

Buldukları küçük bir gediği biraz daha açarak girerler içeriye. Gedik küçüktür. Ancak, yapılacak iş için büyük bir adımdır. Gecenin rengine bürünmüş bu sevda erleri, surların kapısını açarlar. Ancak, kapı açılana kadar, Hz. Süleyman (ra) ve yirmi yedi arkadaşı sonsuzluk kervanına katılırlar ve şehitlik mertebesine erişirler.

Hz. Süleyman Camii ve 27 Şehit Sahabe 

Hz. Süleyman Camii, Nisanoğlu Ebul Kasım tarafından 1155-1169 yılları arasında yaptırılmıştır. Ebul Kasım’ın rüyasına giren Hz. Süleyman, “Üzerimiz ne zamana kadar açık kalacak?” diye sitemde bulunmuş.

Cami bitişiğinde, Osmanlılar döneminde yapılan Halid Bin Velid'in oğlu Hz. Süleyman ile Diyarbakır'ın İslam orduları tarafından alınışı sırasında şehit düşen diğer sahabelerin yattığı şehitlik bulunmaktadır.

Diyarbakır’ın fethi sırasında şehit olan Halid Bin Velid'in oğlu Süleyman dahil, 27 Sahabe bu bölgede, 13 Sahabe ise surların farklı bir yerinde şehit olmuştur. Yaralanan Sultan Sa’sa’nın da 6 ay sonra şehit olmasıyla birlikte, bölgeye toplam 41 sahabe defnedildi.

Türbedârın Anısı

Anlatılanlara göre, Şehitlerin bir türbedarı Şeyh Muhiddin Efendi, onlara sürekli hizmet edermiş. Her Cuma şehitlerin kanları akarmış. Türbedar eline pamuk alır, kanayan şehit kanlarını silermiş. Şehitlerin yüzlerini hiç açmazmış.

Yine bir Cuma akşamı yaklaşınca, parası bitmiş. Pamuk alamamış. Çarşı-pazar dolaşsa da bir türlü pamuk alacak parayı bulamamış. Yanına bir adam gelerek, kendisine pamuk alması için para vermiş.

Geceleyin türbeye inen türbedar, kanayan yaraları pamukla temizlemeye başlamış. Bir ara hiç yapmadığı bir şeyi yapmış. Şehitlerden birinin yüzünü açmış. Gördüğü karşısında şaşkına dönmüş. Kendisine pamuk parası veren kişi, kanını temizlediği şehidin ta kendisi imiş. Bu türbedarın ölümünden sonra, şehitlerin gömülü olduğu mahzene inen yol kapatılmış.

Camii de Namaz Kılmayan Veli

Büyük Allah dostlarından, Mevlana Halid Zülcenaheyn Hazretleri (ks) bir seferden dönerken, Hz. Süleyman Camii’ne namaz kılmak için gelmiş. Camiye adımını atar atmaz geri çekilmiş. Geri dönüp camii avlusunda namazını kılmış. Kendisine “Namazı neden avluda kıldınız?” diye soranlara verdiği cevap enteresan ve bir o kadarda manidardır. “Orada o kadar çok şehit bir arada idi ki, onları incitmektense dışarıda kılmayı tercih ettim.”

İslam ordusunun en önemli komutanlarının katıldığı bu fethin Hz. Peygamberin yakın arkadaşları oluşu bu olgunluğa ayrı bir önem katmaktadır, çünkü çok az kent İslam tarihini güçlü kılan sahabeler tarafından fetih edilmiş.. Diyarbakır ilinin fetih olunacağı Hendek savaşında Efendimiz tarafından Müjdelenmiş olması bu kenti fetih eden az sayıdaki sahabenin en önemli kuvvet kaynağı olmuştu,

Mekke’den ve Medine’den sonra en çok sahabenin şehit düştüğü 3. ilin Diyarbakır olması, Yüce Allahın tebliğinde bulunan Peygamber, Nebi ve Sahabelerin metrekareye düşümü hesaplarında Diyarbakır’ın Dünyada 1. sırada yer alması, Tarih boyunca Anadolu’da yapılan savaşlarda Komşu illerin bile istilaya uğramasına karşılık bu kentin hiçbir zaman düşman eline geçmemesi bu kadim kentin mutlakıyet değerlerinin bir ölçüsü olsa gerek..

Arap tarihlerinde Peygamberimiz(SAV) miraca çıkarken Diyarbakır'ı görmüş ve Cebrail (AS)''a burası neresi diye sormuş Cebrail Amid şehir demiş. Peygamberimiz de bu şehre dua etmiş. Bu dua içkaleden Nasuh paşaya çıkan kapı üzerinde şu şekilde kayıtlıdır.'Resuller resulü Muhammed (SAV) Miracda,“Hepimize Allah Şehrimizi Mübarek etsin”Buyurmuştur' şeklinde yazılıdır.

Hz Yunus Musul'a yerleşip o ülkenin halkını dine davet etmiş. Fakat kendisine hiç inanan olmamış. O da Musul'un halkına beddua edip oradan ayrılmış ve gelip Diyarbakır’a yerleşmiş.Diyarbakır halkı ona inanmış Yunus Nebi'de onlara"İliniz mamur halkınız her zaman sevinçli olup bütün çoluk çocuğunuz asil ve olgun olalar"Diye hayır dua ederek Nefs kayası denilen yerde bir mağaraya yerleşip, orada yedi yıl oturmuş.

Öylesine, Allah dostu insanların Hayırlı Dualarını alan Diyarbakır bu maneviyatlarla tarih boyunca bir çok medeniyetin sevdalı şehri olmasına karşılık o Anadolu ya hiçbir zaman ihanet etmemiştir…

”Küllü şey’in yerciu ilâ aslihi (her şey aslına rücû) eder.”

Adınız her ne ise. Memleketimin fabrika ayaları ile oynadınız. Bunca hayır duası almış memleketime neler yaptınız. Sadece memleketime mi, yaşayanlara da ,kendinize de yazık ettiniz. Yazıklar olsun…

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.