Yugoslavya, Ortadoğu ve Türkiye


Kadri Kanpak

Kadri Kanpak

08 Şubat 2018, 12:05

1990’lı yıllarda Yugoslavya’da yaşanan iç savaşı ve katliamı, Avrupa ve dünya egemenleri izleyip müdahale etmezken Türkiye’nin verdiği destek sonuç vermemiş, Boşnakların yaşadığı ağır zulmün sonunda Yugoslavya; Hırvatistan, Sırbistan, Karabağ, Saraybosna ve Makedonya devletçiklerine ayrılıp büyük zorluklar yaşamış hatta yaşamaya devam etmektedir. Özetle; egemen (lobi ve devlet) leri kimse engelleyememiştir.

Yine 1990’lı yılların başında Saddam’ın devrilmesiyle yaşanan süreçle Irak fiilen üç bölgeye ayrılmış ancak hukuki süreç henüz tamamlanmamıştır.

Ardından Kuzey Afrika’daki tüm devletlerin yönetimleri yeniden düzenlenirken Suriye’de başlayan iç savaş halen devam etmektedir. Yarı İngiliz olan Ürdün itinayla bu sürecin dışında tutulmaktadır.

Satranç platformuna dönen Ortadoğu’da Irak ve Suriye’deki karmaşayı sınırdaş (İran ve Türkiye) engelleyememiş ve ayrışmasını da engelleyemeyecektir.

Olması gereken Ortadoğu coğrafyasına ve sosyolojine uygun Türkiye’nin öncülüğünde bir Ortadoğu Birleşik Devletlerinin kurulmasıdır. Ancak egemenlerin böl parçala yönet politikasına stratejisine uymadığı için tıpkı Yugoslavya'daki gibi küçük devletçiklere ayrışma süreci kaçınılmaz görünüyor.

Tüketilmesi programlanan silah ve mühimmat kullanılıp, yerleşim bölgeleri tahrip edilerek tıpkı Yugoslavya'daki gibi oluşturulacak küçük bölge yönetimleri muhatap alınarak üreyecek devletçiklerin yaşanan tahribat nedeniyle mutluluk üretmesi çok zordur. 

Yukarıda özetle ifade etmeye çalıştığım Yugoslavya benzerliğiyle Ortadoğu’ya sınırdaş İran ve Türkiye’nin durumu gerçekçi mantıkla tanımlayıp çatışmayı tırmandırmadan doğru pozisyon almasıdır.

Oluşan durumda orta vadede Irak ve Suriye'nin yönetim ve toprak bütünlüğünü koruması mümkün görünmüyor ve Türkiye’nin bunu dışarıdan sağlaması olağanüstü bir durumdur. Böylece Irak (Şii, Sünni ve Kürt olmak üzere) üç bölgeye, Suriye (Nusayri, Sünni ve Kürt olmak üzere) en az üç bölgeye hatta daha fazlasına ayrışacağı anlaşılıyor.       

SONUÇ; Türkiye; tek başına Irak ve Suriye’nin parçalanmasına engel olamayacağını öngörerek ve dört devlette yaşayan Kürtlerin geleceğine dair gerçekçi politikalar üreterek süreci en az hasarla hatta Kürtleri de kucaklayacak şekilde kazançla tamamlayacak stratejiyi üretmelidir.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.